Yurt Dışına Verilen Hizmetlerde Kurumlar Vergisi İndirimi: Güncel Bir Özelge

Mobil uygulama ve oyun sektöründe faaliyet gösteren bir şirkete verilen güncel özelgede mali idare, yurt dışından elde edilen gelirin vergilendirilmesi noktasında dikkat çekici bir değerlendirmede bulunuyor.
Bir özelgenin hukuki etkisi, kural olarak kendisine verilen kişiyle sınırlıdır. Pratikte ise benzer faaliyetlerde bulunan kişiler için idarenin konuya nasıl yaklaştığını göstermesi nedeniyle daha geniş bir anlam taşır. Söz konusu güncel özelgeyi bu çerçevede değerlendireceğiz.
Şirketin Yönelttiği Soru
Özelge talep eden şirketin faaliyet konusu, yazılımını tamamen kendilerinin geliştirdiği yapay zekâ ve mobil oyun uygulamalarının, Google Play ve App Store üzerinden yurt içi ve yurt dışı kullanıcılara sunulması suretiyle müşterilere abonelik ve uygulama içi sanal ürün satışıdır.
Şirket, yurt dışı ve yurt içi müşteri ayrımını belgelendirebildiğini belirterek yurt dışındaki kullanıcılardan elde ettiği gelirler için KVK 10/1-ğ maddesi kapsamındaki kazanç ve KVK 32/7 maddesi kapsamındaki Kurumlar Vergisi oran indirimlerden ve KDV yönünden hizmet ihracatı istisnasından faydalanabilip faydalanamayacaklarını sormaktadır.
İdarenin Yaklaşımı
· KVK 10/1-ğ açısından cevap net: Hayır
İdare iki ayrı gerekçe ile olumsuz cevap vermiştir. İlk olarak idare, hizmet türü olarak faaliyetin “yazılım” olmadığını değerlendiriyor.İkinci gerekçesinde ise uygulamaların Türkiye’de de kullanılması nedeniyle faaliyetin münhasıran yurt dışındaki müşterilere verilen bir hizmet niteliğinde olmadığı görüşündedir.
Uygulama içi ürün satışı ve abonelik modeli yoluyla gelir elde eden şirket, yazılım geliştirmenin kendileri tarafından yapıldığını ifade etmiş ise de bu faaliyet yazılım mıdır yoksa yazılım üzerinden “seri üretim” midir tartışılabilir. Dilerim idare bu kısım hakkında mükelleften yeterince ek bilgi belge aldıktan sonra bu hükme varmıştır. Doğrusu yazılım olmadan uygulama içi ürün satışı ya da abonelik satışı nasıl olur benim aklıma pek yatmadı. Belki de tam da bu sebeple özelgede ikinci bir red gerekçesi paylaşılıyor. Nitekim verilen hizmet,yazılım değil ise başka bir gerekçe sunulması yersiz çünkü Kanun maddesi “yazılım” faaliyetine indirim imkanı getiriyor.Ne yazık ki ikinci gerekçeye de katılmak zor. Şirketin verdiği hizmet tek seferlik uygulama satışı gibi değerlendirilerek satışın sadece yurt dışı müşterilere sunulmamış olması olumsuz olarak yorumlanıyor.
· KVK 32 ve KDV açısından cevap daha dolaylı
KVK 32.madde bakımından idare, yapay zeka ve mobil oyunların yurt dışındaki müşterilerin kullanımı için yapılması halinde hizmet ihracı olarak kabul edilebileceğini, ancak uygulamaların yurt dışının yanı sıra yurt içinde de kullanılması halinde hizmet ihracı kapsamında değerlendirilemeyeceğini ifade etmektedir. KDV yönünden de benzer bir ifade ile belirsiz bir cevap verilmiştir.
Özelgelerde zaman zaman yoruma oldukça açık cevaplarla karşılaşabiliyoruz**.** Kanımca özelgenin bu kısmı da öyle. Yani şirkete yurt dışı müşterilere sunulan hizmetler için 32.madde ve KDV istisnasından faydalanılabilir, denmiş de olabilir verilen cevapta uygulamalar yurt dışının yanı sıra yurt içinde de kullanılıyorsa faydalanılamaz dendiğine cevap olumsuz da okunabilir.
Benim düşünceme göre asıl dikkat çekici nokta;
Türkiye’de oluşturulan bir dijital ürün, dünya pazarına satılıyor ve yurt dışından gelir elde ediliyor. Buna rağmen doğrudan nihai kullanıcıya satış üzerine kurulu mevcut model, yurt dışına verilen yazılım hizmetleri için öngörülen vergi avantajlarından beklenen şekilde yararlanamıyor. Halbuki bir mobil oyun veya uygulama şirketinin dünyanın farklı ülkelerindeki çok sayıda kullanıcıya ulaşmasının olağan yolu, Google Play ve App Store gibi küresel platformlar üzerinden satış yapmaktır.
Bana kalırsa mesele yalnızca bir indirim şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinden ibaret değil. İdarenin yaklaşımına bakarsak Türkiye’de geliştirilen bir dijital ürünün dünyaya Türkiye’deki şirket üzerinden satılması vergisel açıdan daha belirsiz; aynı ürünün satışının yurt dışındaki bir şirket üzerinden gerçekleştirilmesi daha net bir vergisel çerçeveye oturabiliyor. Oysa söylemeye bile gerek yok ama asıl hedef yaratılan katma değerin Türkiye’de kalmasıdır, her anlamda.Bu nedenle dijital ekonomiye ilişkin vergi kurallarının ve bu kurallara ilişkin yorumların, sektörün gerçek ticari işleyişini de dikkate alması gerektiğini düşünüyorum.




