Gayrimenkul yatırım ortaklıklarında kâr dağıtım şartı

Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının kurumlar vergisi istisnasından yararlanabilmeleri, 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren taşınmazlardan elde ettikleri kazançların en az %50’sini belirlenen süre içinde kâr payı olarak dağıtmaları şartına bağlandı. Süresinde dağıtım yapılmazsa yalnızca bir şart ihlal edilmiş olmuyor; istisna da kaybediliyor.
24 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanan 25 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği bazı önemli tereddütleri giderdi. Taşınmaz faaliyetinin veya toplam faaliyetin zararla sonuçlanması halinde kâr dağıtım şartının aranmayacağı açıklandı.
Ancak dağıtılabilir bir kârın bulunması, bu kârın her durumda süresinde dağıtılabileceği anlamına gelmiyor. Şirketin kontrol alanı dışında ortaya çıkan hukuki veya fiili engeller, kâr dağıtımını kimi durumlarda imkânsız hale getirebilir.
VUK’un 13’üncü maddesinde sayılan mücbir sebep halleri tahdidi nitelikte değil. Maddede yer alan “gibi haller” ibaresi, somut olayın özelliklerine göre kanunda tek tek sayılmayan durumların da mücbir sebep kapsamında değerlendirilebilmesine imkân veriyor. İdarenin özelge uygulamasında da bu yaklaşımın zaman zaman benimsendiğini; mükellefin kontrolü dışında gelişen ve kanuni bir yükümlülüğün süresinde yerine getirilmesini fiilen engelleyen olayların, kanunda sayılan örneklerle sınırlı kalınmaksızın değerlendirilebildiğini görüyoruz.
Bunun dikkat çekici örneklerinden biri İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 18.03.2020 tarih ve 62030549-125[5-2019/406]-E.308436 sayılı özelgesi. Almanya vergi idaresince yürütülen kontroller nedeniyle yurt dışı iştirak kazancının bir kısmının kanunda öngörülen süre içerisinde Türkiye’ye transfer edilememesi, VUK’un 13’üncü maddesi kapsamında mücbir sebep olarak kabul edilmişti. Burada İdare, kanunda açıkça sayılmayan bir olayı, kurumlar vergisi istisnasına ilişkin bir şartın süresinde yerine getirilememesi bakımından mücbir sebep olarak değerlendirdi.
Bu yaklaşım GYO’lar bakımından da aynı soruyu gündeme getiriyor: GYO’nun iradesi dışında ortaya çıkan ve kâr dağıtımını hukuken veya fiilen imkânsız hale getiren bir olayın varlığı halinde mücbir sebep hükümleri uygulanabilir mi?
Örneğin dağıtımı fiilen engelleyen bir tedbir, kâr dağıtım kararının uygulanmasını engelleyen bir mahkeme kararı ya da şirket faaliyetlerini ciddi biçimde durduran olağanüstü bir olay bu kapsamda tartışılabilir.
Buna karşılık nakit sıkışıklığı, finansman güçlüğü, genel kurulda gerekli kararın alınamaması veya yönetimsel anlaşmazlıkların aynı kapsamda değerlendirilmesi çok daha güç görünmektedir. Nitekim bunlar çoğunlukla şirketin kendi faaliyet ve organizasyon alanındaki risklerdir.
GYO’ların kâr dağıtım şartı bakımından mücbir sebebin uygulanmasına ilişkin özel bir düzenleme bulunmuyor. Bu nedenle kâr dağıtımının şirketin iradesi dışında gerçekten imkânsız hale geldiği istisnai durumlarda, doğrudan istisnanın kaybedildiğini kabul etmek yerine VUK’un mücbir sebep hükümlerinin somut olay bakımından değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.





